Atriyal fibrilasyon

Atriyal Fibrilasyon (AF)

Atriyal Fibrilasyon Nedir?

Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıklarının düzenli kasılma yerine hızlı ve düzensiz titreşmesidir. Bu durum kalp ritmini tamamen bozar.

Kalp normalde belirli bir elektriksel sinyal düzenine göre çalışır. Bu sinyal, önce üst odacıkları, ardından alt odacıkları sırayla kasılmaya yönlendirir. Atriyal fibrilasyonda üst odacıklardaki elektriksel aktivite düzensiz hale gelir; dakikada üç yüzü aşan sayıda kaotik sinyal üretilir. Alt odacıklar bu sinyallerin bir kısmını süzerek geçirir, bu yüzden nabız da düzensiz ve genellikle hızlı hale gelir.

Üst odacıklar düzenli kasılamadığı için kan bu bölgede tam olarak boşalmaz. Özellikle sol kulakçık adı verilen küçük bir cepte kan durgunlaşabilir. Durgun kan, pıhtı oluşumu için uygun bir zemin hazırlar. Bu pıhtı koparsa kan akışıyla beyne giderek inmeye yol açabilir.

Atriyal Fibrilasyon Neden Olur?

Yaşın ilerlemesi, atriyal fibrilasyonun en güçlü risk faktörüdür. Altmış beş yaş üstü kişilerde görülme sıklığı belirgin şekilde artar. Kalbin üst odacıklarındaki dokunun yaşla birlikte yapısal olarak değişmesi bunun temel nedenidir.

Yüksek tansiyon, kalbin üst odacıklarına uzun süre fazla yük bindirerek bu bölgenin genişlemesine yol açar. Genişleyen doku, düzensiz elektriksel sinyallere daha yatkın hale gelir. Kalp kapak hastalıkları, özellikle mitral kapak darlığı ve yetmezliği, aynı mekanizmayla riski artırır.

Tiroid bezinin aşırı çalışması, kalbi hızlandırarak atriyal fibrilasyonu tetikleyebilir. Bu duruma hipertiroidi denir; yani tiroid hormonunun normalden fazla salgılanması anlamına gelir. Aşırı alkol tüketimi de, özellikle tek seferde çok miktarda alındığında, ritim bozukluğunu tetikleyen bilinen bir nedendir.

Uyku apnesi, kalp yetmezliği ve obezite de atriyal fibrilasyon riskini artıran durumlar arasındadır. Bazı hastalarda ise hiçbir altta yatan neden bulunamaz; bu tabloya yalnız başına seyreden atriyal fibrilasyon denir ve daha çok genç hastalarda görülür.

Atriyal Fibrilasyonun Belirtileri Nelerdir?

En sık görülen belirti çarpıntıdır. Hasta kalbinin düzensiz, bazen de hızlı çarptığını hisseder. Bu his, göğüs içinde kalbin “takla attığı” veya “titrediği” şeklinde tarif edilir.

Çoğu hasta bu çarpıntıyı günlük aktiviteler sırasında fark eder. Merdiven çıkarken normalden çok daha çabuk yorulma sık bildirilen bir belirtidir. Bazı hastalar market alışverişi gibi basit işleri yaparken bile nefes darlığı yaşadığını söyler.

Yorgunluk ve halsizlik de sık görülen belirtilerdendir. Kalp düzensiz çalıştığı için vücuda giden kan miktarı azalır, bu da genel bir bitkinlik hissine yol açar. Bazı hastalarda göğüste hafif bir rahatsızlık hissi veya baş dönmesi de eşlik eder.

Hastaların önemli bir kısmında ise hiçbir belirti görülmez. Bu hastalarda atriyal fibrilasyon, rutin bir kontrol sırasında veya başka bir nedenle çekilen elektrokardiyografide tesadüfen fark edilir. Belirti olmaması, durumun tehlikesiz olduğu anlamına gelmez; inme riski belirti olsun olmasın aynı şekilde mevcuttur.

Atriyal Fibrilasyon Ne Kadar Tehlikelidir?

Atriyal fibrilasyonun en ciddi riski inmedir. Atriyal fibrilasyonu olan hastalarda inme riski, ritmi normal olan kişilere göre yaklaşık beş kat daha yüksektir. Bu risk, hastanın yaşına ve eşlik eden diğer hastalıklara göre değişir.

Doktorlar bu riski değerlendirmek için CHA2DS2-VASc adı verilen bir puanlama sistemi kullanır. Bu sistem, yaş, cinsiyet, tansiyon, şeker hastalığı ve geçirilmiş inme öyküsü gibi faktörleri puanlayarak kişisel inme riskini ortaya koyar. Puan yükseldikçe kan sulandırıcı tedavinin gerekliliği de artar.

Uzun süre kontrolsüz kalan atriyal fibrilasyon, kalbin pompalama gücünü de zamanla zayıflatabilir. Sürekli hızlı ve düzensiz çalışan kalp kası zamanla yorulur. Bu duruma taşikardiye bağlı kardiyomiyopati denir; yani sürekli hızlı ritmin kalp kasını zayıflatması anlamına gelir.

Erken tanı ve düzenli tedavi, hem inme hem de kalp yetmezliği riskini büyük ölçüde azaltır. Bu yüzden belirti hafif olsa bile durumun tedavi edilmesi önemlidir.

Atriyal Fibrilasyon Nasıl Teşhis Edilir?

Teşhisin ilk adımı elektrokardiyografidir. Bu test, kalbin elektriksel ritmini birkaç saniye içinde kaydeder. Atriyal fibrilasyon sırasında çekilirse tanı doğrudan konur.

Belirtiler aralıklı geldiğinde tek seferlik elektrokardiyografi yetersiz kalabilir. Bu durumda yirmi dört ile kırk sekiz saat süren Holter cihazı ile ritim takibi yapılır. Belirtiler daha seyrek görülüyorsa, birkaç hafta boyunca taşınabilen bir olay kaydedici cihaz tercih edilir.

Ekokardiyografi, kalbin yapısını ve kapak fonksiyonlarını değerlendirir. Sol kulakçığın büyüklüğü ve kalbin pompalama gücü bu test ile ölçülür. Bu bilgiler hem nedeni araştırmak hem de tedavi planını belirlemek için kullanılır.

Kan tahlilleri ile tiroid fonksiyonu ve elektrolit düzeyleri kontrol edilir. Hipertiroidi gibi düzeltilebilir bir neden varsa, bu nedenin tedavisi atriyal fibrilasyonun kontrolüne doğrudan katkı sağlar.

Atriyal Fibrilasyon Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavinin iki temel hedefi vardır: inme riskini azaltmak ve kalp ritmini veya hızını kontrol altına almak. Bu iki hedef genellikle birlikte yürütülür.

İnme riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Warfarin uzun yıllardır kullanılan bir seçenektir, ancak düzenli kan takibi gerektirir. Dabigatran, rivaroksaban, apiksaban ve edoksaban gibi daha yeni ilaçlar ise sabit dozla kullanılır ve genellikle daha az kan takibi gerektirir. İlaç seçimi, hastanın böbrek fonksiyonuna ve diğer hastalıklarına göre belirlenir.

Kalp hızını kontrol etmek için beta blokerler veya kalsiyum kanal blokerleri kullanılır. Bu ilaçlar, kalbin dakikada attığı sayıyı düşürerek belirtileri azaltır. Amaç genellikle istirahat halinde kalp hızını dakikada seksen atımın altında tutmaktır.

Ritmi normale döndürmek için farklı bir yaklaşım uygulanır. Elektriksel kardiyoversiyon, göğüse kısa süreli bir elektrik akımı verilerek kalbin normal ritme dönmesini sağlar. Farmakolojik kardiyoversiyonda ise ritmi düzeltmek için özel ilaçlar damar yoluyla veya ağızdan verilir.

İlaç Tedavisi mi, Ablasyon mu?

İlaç tedavisi, çoğu hastada ilk tercih edilen yöntemdir. Ritim düzenleyici ilaçlar, atriyal fibrilasyon ataklarının sıklığını ve süresini azaltabilir. Bazı hastalarda ilaçlar yeterli kontrolü sağlayamaz veya yan etki nedeniyle kullanılamaz.

Bu durumlarda katater ablasyon uygulanır. Kasıktan girilen ince bir katater, sol kulakçığa yönlendirilir. Düzensiz sinyallerin kaynaklandığı bölge, radyofrekans enerjisi veya kriyoablasyon adı verilen dondurma tekniği ile hedef alınır. Bu işlem, düzensiz sinyallerin kalbin geri kalanına yayılmasını engeller.

Ablasyon, özellikle ilaca yanıt vermeyen ve belirtileri yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen hastalarda tercih edilir. İşlem başarı oranı, atriyal fibrilasyonun süresine ve sol kulakçığın büyüklüğüne göre değişir. Bazı hastalarda tek işlem yeterli olurken, bazılarında ikinci bir ablasyon gerekebilir.

Tedavi Sonrası Hayat Nasıl Değişir?

Kan sulandırıcı tedavi başlayan hastalar, düzenli doktor kontrolüyle günlük yaşamlarına devam edebilir. Warfarin kullanan hastalarda ayda bir kan takibi gerekirken, yeni nesil ilaçları kullananlarda bu takip daha seyrektir.

Ablasyon sonrası hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olur. İlk birkaç ay içinde nadiren kısa süreli çarpıntı hissedilebilir; bu dönem, dokunun iyileşme sürecine bağlıdır ve genellikle üç ay içinde sona erer.

Kafeinin azaltılması, düzenli uyku ve alkolün sınırlandırılması, atakların sıklığını azaltmada etkili basit önlemlerdir. Kalp hızını izleyen giyilebilir cihazlar, bazı hastalarda atakları erken fark etmeye yardımcı olabilir.

Kimler Risk Altındadır, Kimler İçin Bazı Tedaviler Uygun Değildir?

Altmış beş yaş üstü, yüksek tansiyonu olan ve kalp kapak hastalığı bulunan kişiler yüksek risk grubunu oluşturur. Aşırı alkol tüketen ve tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde de risk belirgin şekilde artar.

Kan sulandırıcı tedavi herkes için uygun değildir. Aktif iç kanaması olan veya yakın zamanda beyin kanaması geçiren hastalarda bu tedavi dikkatle değerlendirilir. Bu hastalarda doktor, sol kulakçık ağzını kapatan bir cihaz yerleştirme gibi alternatif bir yöntemi gündeme getirebilir.

Ablasyon, sol kulakçığı aşırı büyümüş olan veya atriyal fibrilasyonu uzun yıllardır kalıcı hale gelmiş hastalarda daha düşük başarı oranına sahiptir. Bu hastalarda doktor, ilaç tedavisiyle devam etmeyi veya farklı bir yaklaşımı önerebilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Ani başlayan düzensiz çarpıntı hissi, değerlendirilmesi gereken bir belirtidir. Özellikle nefes darlığı, göğüs ağrısı veya baş dönmesi eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

Ani gelişen kol veya bacak güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu veya yüzde asimetri, inme belirtisi olabilir ve acil değerlendirme gerektirir. Atriyal fibrilasyon öyküsü olan hastalarda bu belirtiler özellikle ciddiye alınmalıdır.

Belirtiler hafif görünse bile çarpıntıyı görmezden gelmemelisiniz. Atriyal fibrilasyon, erken tanı ve doğru tedaviyle inme riski büyük ölçüde azaltılabilen bir durumdur. Şüpheniz varsa bir sağlık kuruluşuna başvurmanız hayat kurtarabilir.

Referans:

  1. Atrial Fibrillation