Aort anevrizması, vücudun ana atardamarı olan aortun belirli bir bölgesinde balon gibi genişlemesidir. Bu genişleme yıllar içinde sessizce büyüyebilir. Çoğu hastada hiçbir belirti vermez ve tesadüfen fark edilir. Asıl tehlike, damarın zamanla incelip yırtılma riskinin artmasıdır. Bu yazıda aort anevrizmasının nedenlerini, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini adım adım anlatıyoruz.
- Aort Anevrizması Nedir?
- Aort Anevrizması Neden Olur?
- Aort Anevrizmasının Belirtileri Nelerdir?
- Aort Anevrizması Ne Kadar Tehlikelidir?
- Aort Anevrizması Nasıl Teşhis Edilir?
- Aort Anevrizması Nasıl Tedavi Edilir?
- Açık Ameliyat mı, EVAR/TEVAR mı?
- Tedavi Sonrası Hayat Nasıl Değişir?
- Kimler Risk Altındadır, Kimler İçin Bazı Tedaviler Uygun Değildir?
- Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Aort Anevrizması Nedir?
Aort anevrizması, aort damarının bir bölümünün normalden geniş hale gelmesidir. Bu genişleme, damar duvarının zayıflamasıyla oluşur.
Aort, kalpten çıkıp karın bölgesine kadar uzanan en büyük atardamardır. Vücudun her bölgesine giden kan, önce bu damardan geçer. Damar duvarı sağlıklıyken belirli bir basınca dayanacak şekilde yapılanmıştır. Zamanla bu duvar zayıflarsa, içeriden gelen kan basıncı damarı dışa doğru genişletir.
Anevrizma, göğüs bölgesinde veya karın bölgesinde oluşabilir. Karın bölgesindeki anevrizmalar daha sık görülür. Genişleme genellikle yavaş ilerler, bu yüzden hasta yıllarca hiçbir şey hissetmeyebilir. Damar belirli bir büyüklüğe ulaştığında yırtılma riski önemli ölçüde artar.
Aort Anevrizması Neden Olur?
Damar duvarının zamanla sertleşmesi ve esnekliğini kaybetmesi, anevrizmanın en sık nedenidir. Bu sürece damar sertliği denir; yani damar duvarının yaşla birlikte kalınlaşıp esnekliğini yitirmesi anlamına gelir. Bu durum, damarın basınca karşı direncini azaltır.
Yüksek tansiyon, damar duvarına sürekli fazla yük bindirerek süreci hızlandırır. Yıllarca kontrolsüz seyreden tansiyon, damar duvarındaki zayıflamayı belirgin şekilde artırır. Sigara kullanımı da benzer şekilde damar duvarını olumsuz etkiler.
Genetik yatkınlık bazı hastalarda önemli rol oynar. Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu ve Loeys-Dietz sendromu gibi bağ dokusu hastalıklarında damar duvarı doğuştan daha zayıf yapıdadır. Bu hastalarda anevrizma daha genç yaşta ve daha hızlı gelişebilir. Ailesinde anevrizma öyküsü olan kişilerde risk belirgin şekilde yüksektir.
Erkek cinsiyet ve ileri yaş, karın bölgesi anevrizmaları için bilinen risk faktörleridir. Altmış beş yaş üstü, sigara kullanmış erkeklerde tarama önerilir. Damar sertliğine yol açan yüksek kolesterol de listeye eklenmelidir.
Aort Anevrizmasının Belirtileri Nelerdir?
Aort anevrizmasının en dikkat çekici özelliği, çoğu zaman belirti vermemesidir. Hastaların büyük bölümü, başka bir nedenle yapılan görüntülemede anevrizmanın varlığını öğrenir. Bu sessiz seyir, düzenli taramayı önemli hale getirir.
Karın bölgesindeki büyük anevrizmalarda bazı hastalar karnında nabız gibi atan bir kütle hissedebilir. Sırtta veya karında sürekli bir ağırlık hissi de bazı hastalarda görülür. Bu belirtiler genellikle anevrizma oldukça büyüdüğünde ortaya çıkar.
Göğüs bölgesindeki anevrizmalarda göğüs veya sırt ağrısı, ses kısıklığı gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtiler, büyüyen damarın çevre dokulara baskı yapmasından kaynaklanır. Yine de bu tablo, göğüs anevrizmalarında bile nispeten nadirdir.
Ani ve şiddetli ağrı, çok farklı bir anlam taşır. Sırtta veya karında aniden başlayan, yırtılır gibi hissedilen bir ağrı, damarın yırtılmaya başladığının işareti olabilir. Bu durumda tansiyon düşmesi, baş dönmesi ve bilinç bulanıklığı eşlik edebilir. Bu tablo acil bir durumdur ve vakit kaybetmeden müdahale gerektirir.
Aort Anevrizması Ne Kadar Tehlikelidir?
Aort anevrizmasının tehlikesi büyüklüğüyle doğrudan ilişkilidir. Küçük bir anevrizma yıllarca sabit kalabilir ve ciddi bir risk oluşturmayabilir. Karın bölgesinde damar çapı 5,5 santimetreyi, göğüs bölgesinde ise 5,5 ile 6 santimetreyi aştığında yırtılma riski belirgin şekilde artar.
Yırtılma, aort anevrizmasının en korkulan komplikasyonudur. Damar yırtıldığında büyük miktarda kan kaybı gelişir. Bu durum, tedavi edilmezse kısa sürede hayati tehlikeye yol açar. Yırtılma riski, damarın büyüme hızıyla da ilişkilidir; hızlı büyüyen anevrizmalar daha yüksek risk taşır.
Bu yüzden anevrizma 5,5 santimetreye ulaşmadan önce düzenli takip yapılır. Takip sırasında büyüme hızı yakından izlenir. Damar bu eşiğe yaklaştığında tedavi kararı verilir.
Erken tanı ve zamanında müdahale, yırtılma riskini büyük ölçüde ortadan kaldırır. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli taramadan geçmesi hayat kurtarıcı olabilir.
Aort Anevrizması Nasıl Teşhis Edilir?
Aort anevrizması çoğunlukla başka bir amaçla yapılan görüntülemede tesadüfen bulunur. Karın ultrasonu, bu amaçla en sık kullanılan basit ve ağrısız yöntemdir. Özellikle risk grubundaki kişilerde tarama amacıyla tercih edilir.
Bilgisayarlı tomografi anjiyografi, anevrizmanın büyüklüğünü ve yayılımını net şekilde gösterir. Bu görüntüleme, tedavi kararı verilmeden önce mutlaka yapılır. Damarın tam olarak hangi bölgesini etkilediği bu şekilde belirlenir.
Manyetik rezonans görüntüleme, bazı hastalarda tomografi yerine tercih edilebilir. Özellikle böbrek fonksiyonu nedeniyle kontrast madde kullanımı sınırlı olan hastalarda bu yöntem uygundur.
Tanı konulduktan sonra takip aralığı, anevrizmanın büyüklüğüne göre belirlenir. Çapı 4 santimetrenin altındaki anevrizmalar iki ile üç yılda bir, 4 ile 5,5 santimetre arasındakiler ise altı ile on iki ayda bir kontrol edilir. Bu düzenli takip, büyüme hızını zamanında fark etmeyi sağlar.
Aort Anevrizması Nasıl Tedavi Edilir?
Küçük anevrizmalarda ilk yaklaşım yakın takiptir. Bu dönemde tedavi, anevrizmanın büyümesini yavaşlatmaya yöneliktir. Tansiyon kontrolü ve sigaranın bırakılması bu sürecin en önemli parçalarıdır.
Tansiyon ilaçları, damar duvarına binen basıncı azaltarak büyüme hızını yavaşlatabilir. Kolesterol düşürücü tedaviler de damar sağlığını desteklemek amacıyla eklenebilir. Bu dönemde hastanın düzenli kontrole gelmesi büyümenin zamanında fark edilmesini sağlar.
Karın bölgesindeki anevrizma 5,5 santimetreye, göğüs bölgesindeki anevrizma ise 5,5 ile 6 santimetreye ulaştığında cerrahi tedavi gündeme gelir. Bu tedavide amaç, zayıflamış damar bölümünü güçlendirmek veya değiştirmektir. İki temel yöntem uygulanır: açık ameliyat ve kapalı yöntemler olan EVAR ile TEVAR. Müdahale kararı, sadece büyüklüğe değil, yılda 0,5 santimetreyi aşan büyüme hızına ve hastanın genel sağlık durumuna göre de verilir.
Açık Ameliyat mı, EVAR/TEVAR mı?
Açık cerrahide zayıflamış damar bölümü çıkarılıp yerine yapay bir damar yerleştirilir. Bu yöntem uzun yıllardır uygulanan, güvenilirliği kanıtlanmış bir tekniktir. İyileşme süreci EVAR veya TEVAR’a göre daha uzundur.
Kapalı yöntemde ise kasıktan girilerek damar içine bir stent greft yerleştirilir. Karın bölgesindeki anevrizmalarda uygulanan bu işleme EVAR denir; yani damar içinden yapılan anevrizma onarımı anlamına gelir. Göğüs bölgesindeki anevrizmalarda ise aynı mantıkla uygulanan işleme TEVAR denir. Stent greft, anevrizmalı bölgeyi içeriden güçlendirir ve kan akışını normal bir kanal içinde tutar. Bu işlem daha az invaziv olduğu için iyileşme süreci genellikle daha kısadır.
Hangi yöntemin seçileceği üç faktöre bağlıdır: anevrizmanın yeri, damarın şekli ve hastanın genel sağlık durumu. Damarın kıvrımlı olduğu veya stent greftin sağlam tutunacağı düz bir bölüm bulunmadığı durumlarda EVAR veya TEVAR uygulanamaz; bu hastalarda açık cerrahi gerekir. İleri yaşta olan ve kalp veya akciğer hastalığı nedeniyle ameliyat riski yüksek olan hastalarda ise, damar yapısı uygunsa EVAR veya TEVAR daha güvenli kabul edilir.
Tedavi Sonrası Hayat Nasıl Değişir?
EVAR veya TEVAR ile tedavi edilen hastalar genellikle iki ile üç gün içinde taburcu olur. Günlük aktivitelere dönüş süreci nispeten hızlıdır. Açık cerrahi sonrası iyileşme ise daha uzun sürer ve hastanın kendine gelmesi altı ile sekiz hafta alabilir.
Tedavi sonrası düzenli görüntüleme takibi devam eder. Bu takip, EVAR veya TEVAR uygulanan hastalarda stent greftin yerinde kalıp kalmadığını kontrol etmek için önemlidir. Greft kenarından kan sızıntısı olup olmadığı ve greftin yer değiştirip değiştirmediği, genellikle işlemden bir ay ve bir yıl sonra yapılan tomografi ile kontrol edilir.
Tansiyon kontrolü ve sigarasız yaşam, tedavi sonrasında da sürdürülmesi gereken alışkanlıklardır. Bu önlemler, aortun diğer bölgelerinde yeni bir genişleme gelişme riskini azaltır. Çoğu hasta, tedavi sonrası önceki aktif yaşamına geri dönebilir.
Kimler Risk Altındadır, Kimler İçin Bazı Tedaviler Uygun Değildir?
Altmış beş yaş üstü, sigara kullanmış erkekler en yüksek risk grubunu oluşturur. Yüksek tansiyonu kontrolsüz seyreden kişilerde de risk belirgin şekilde artar. Ailesinde anevrizma öyküsü olanlar mutlaka bu durumu doktoruna bildirmelidir.
Marfan sendromu veya Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalığı olan genç bireylerde anevrizma daha erken yaşta gelişebilir. Bu hastalarda takip sıklığı genellikle daha yakın tutulur.
Açık cerrahi, ileri yaşta olan ve kalp veya akciğer hastalığı nedeniyle ameliyat riski yüksek olan bireyler için ek risk taşır. Bu hastalarda EVAR veya TEVAR, damar yapısı uygunsa daha güvenli bir seçenek olarak değerlendirilir. Damarı aşırı kıvrımlı olan veya stent greftin tutunacağı düz bölümü bulunmayan hastalarda ise açık cerrahi kaçınılmaz olabilir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Ailesinde anevrizma öyküsü olan veya risk faktörü taşıyan kişilerin belirti beklemeden tarama yaptırması önemlidir. Karında nabız gibi atan bir kütle hissetmek de değerlendirme gerektiren bir bulgudur.
Sırtta veya karında aniden başlayan, şiddetli ve yırtılır gibi hissedilen ağrı acil bir durumdur. Bu ağrıya baş dönmesi veya tansiyon düşmesi eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden acil servise gidilmelidir.
Belirtiler hafif görünse bile bilinen bir anevrizma varlığında herhangi bir yeni şikayeti göz ardı etmemelisiniz. Aort anevrizması, düzenli takiple ciddi sonuçları önlenebilen bir durumdur. Şüpheniz varsa bir sağlık kuruluşuna başvurmanız hayat kurtarabilir.
Referanslar:







